Giriş

Yarışma şartnamesinde de belirtildiği üzere keşke mevcut terminal yapısının kısmen revize edilerek kullanılabileceği bir senaryo olabilseydi. Yıkıp yeniden ve yeniden yapmaların anavatanında, bizler de başka açılardan bakıldığında bunu yapmanın çok kolay olmadığını tekrar gördük. Bu görüş ile belki yıllar sonra otobüsün hayatımızda olmayacağı zamanlarda, yıkılmadan tekrar işlevlendirilebilecek bir yapı da tasarlamaya gayret ettik. Şartnamede belirtilen teknik olanak ve olanak- sızlıkların yanı sıra belki de bu yeni operasyon ile çok daha verimli etkin bir alan, zemin kullanımı mümkün olabilir. Bizler bu yeni tasarımı geliştirirken söz konusu transfer merkezi işlevini yerine getirmenin yanı sıra mahalleye, bölgeye ve terminal kullanıcılarına alternatif ve başka tür bir kamusallık içeren bir sistem üretmeye, faydalı olmaya çalıştık. Bu tavrı bu irice yapıyı yapmamız sonucunda kentten ve doğadan aldıklarımızı bir şekilde geri verme niyeti olarak değerlendirebilirsiniz.

Konum, Kentsel Çevre

Transfer merkezi için belirlenen alan halihazırda şehirlerarası otobüs terminalinin olduğu arazi. Dolayısıyla ulaşım altyapısı için şekillenmiş ve düğümlenmiş birçok olasılığın bir araya geldiği bir altyapı zaten söz konusu. Ancak alanı yakın çevre yerleşim ve kent dokusu ile birlikte incelediğimizde birçok açıdan bir ‘yok-yer‘ ile karşılaşıyoruz. Yerleşimden ve kentsel karakterden bahsedebileceğimiz yegâne bölge, alanın batısındaki Yeşilova mahallesi.

Sözün özü, alanın kentsel örüntü ile ilişkisi daha çok ulaşım doğrultuları, düğümleri nezdinde gerçekleşiyor. Ancak bu yoğun düğüm noktasının ve buna bağlı ‘yok-yer’ etkisinin yeni transfer merkezi operasyonu ile iyileştirilebileceğini düşünüyoruz. Bu iyileştirmeyi, yeşil alanları artırmak, mahalleye ve terminal kullanıcılarına yeni kamusal kullanım olanakları sunmak gibi kent ölçeğinde minör sayılabilecek müdahalelerin yaşanabilir, olumlu hissettiren bir dış mekan dizisi ile kent çevresini değiştirebileceği savından hareket ediyoruz.

Bu minör müdahaleler yaya ve bisiklet etkin bir ulaşımı teşvik etmekle de başlıyor. Toplu taşıma olasılıklarının yapıya entegre edilmesi ve bu ilişkilerin esnekliği, adapte edilebilirliği de projenin temel motivasyonu.

Ana Fikir

İzmir’in yeni transfer merkezi projesi için çalışırken birkaç mevzuyu en öncelikli olarak değerlendirdik. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

-Özellikle otobüs odaklı ulaşım yapılarının sevimsiz ve bir an önce terk etmek isteyeceğimiz tuhaf yerler olması durumuyla nasıl yüzleşeceğimiz,
-Metro, hızlı tren ile beraber otobüs hareketinin ağırlıkta olduğu yapı işlevini, yaya ve bisiklet hareketini belirli açılardan önceleyerek, bu tür ulaşım yapılarının oluşturacağı olumsuz etkileri farklı strateji- lerle sönümleyip avantaja çevirme stratejilerinin nasıl geliştirilebileceği
-Oldukça büyük ve değerli transfer merkezi arazisini, en az karbon ayak izi ve ısı adası etkisi ile farklı işlevlerle de kuşatılacak yaşayan bir bölge olarak kurgulamanın yolları neler olabilir.
-Çevresindeki ilişkisiz kent strüktürünü etkilemek için ufak bir büyüklük olsa dahi bu müdahalenin en iyi, en verimli ve çevresini olumlu dönüştürücü stratejilerinin neler olabileceği.

Tüm bu fikirler kapsamında yeni transfer merkezini sürdürülebilir, yeşil, esnek, değişebilir ve çevresine olumlu örnek olabilecek, kamusal alanlarla kuşatılmış çok işlevli bir ‘makine’ olarak tanımlıyoruz.

Tasarım

Esas stratejimiz, transfer merkezi yapısını, alanın ortasında büyükçe bir park tarafından kuşatılmış bir makine gibi çözümlemek. Bu makine, üst kotunda (+28) hızlı tren, metro ve ana giriş köprüleri ile ilişkili, alt kotunda ise tüm otobüs ve minibüs ulaşımına entegre bir yapı. Bu çerçevede yapı aslında +18 kotunda teşkil edilmiş büyük bir otobüs terminali kot organizasyonu ile kuruluyor. Bu havaya kaldırılmış beyaz çelik yapı, alt katında 150cm çapında 10m yüksekliğinde kolonlar üzerinde asılı duruyor.

Mimari tektonik olarak bu malzeme ve dil ilişkisini önemsiyoruz. Otobüslerin yanaştığı dev bir yapı adası ile bu yapı adasını geniş bir saçakmışçasına örten çelik yapı ve bu ikili durum arasındaki kesit ve algı ilişkisi tasarımın, malzeme, ölçek, mekan karakteri bağlamında çıkış noktası.

Bu yapı belli açılardan Ron Herron ve Archigram’ın yürüyen kentlerini ve ona bağlı olarak 70’lerin sonundan itibaren mimarlık tarihini dönüştüren Piano, Rogers’ın Pompidou’sunu anımsatıyor. Bu ilişkileri bir referans olarak almanın yanında niyetimiz, faydalı çoklu kullanımlara açık, meka- nik ve fiziksel işleyişini inkar etmeyen, bu faydalı halini gösteren anlatan dev ama sevimli, bulunduğu yere bağlanan ve onu olumlu dönüştüren bir makine tasarlamaktır.

Betonarme kolonlar üzerinde duran çelik makine/yapı (212*172m) etrafında 100.000m2 büyüklüğünde, çok işlevli bir park ile kuşatılıyor. Bu tasarım kararı ile birlikte ana hedefimiz, en az sert zemin izi ve yapı oturumu ile bu transfer merkezi operasyonunu söz ettiğimiz büyük park fikri ile bir bütün olarak çalıştırmak. Bu tasarım kararı ile yaşadığımız en büyük zorluk kuşatan parkın artık kullanılamayacak bir çeşit devasa ‘refüje’ dönüşme riskidir. Dolayısıyla bu büyük park fikrini, ölçü ve oran olarak yapı ile ilişkilenme ve bağlanma düzeyini 2. aşamada tekrar inceltmeye gayret ettik. Bu bağlar yine makine terminal yapısının çevresinde dönen ve otobüs park yerlerinin üzerini örten, ‘balkon’ olarak tarif ettiğimiz bir kamusal arayüz ile güçlendiriliyor. Ve bu bağlantılar terminal yapısının iç organizasyonun kritik bölümlerinden uç alıp uzanan köprüler olarak tasarlandı.

Balkonu tüm yapı çeperi boyunca muhtelif ticari birimler ve aktivite alanları, toplanma ve sergi, atölye alanları ile işlevlenen, aynı zamanda park alanına atlayan köprü düğümlerini de örgütleyici bir sistem olarak tasarladık. Balkon, çeperdeki programlarla ilişkilenirken aynı zamanda çatı bölümünde yer alan bahçe alanları ile de doğrudan düşeyde ilişkile- nebilen bir örüntü de kuruluyor. Bu şekli ile düşeyde ve yatayda bir 3 boyutlu hayat kurmaya gayret ettik.

Yapı Anatomisi (Makine)

Yapıyı çevresindeki ulaşım düğümleri ve iç ilişkileriyle birlikte çalışan çok boyutlu bir makine olarak düşündük. Bu çerçevede alanın güneyinde yer alan hızlı tren ve metro doğrultularından iki kota (18-26) bağlanan bir çıkış düzenlemesi yaptık. Diğer ulaşım olarak tarif edilen otobüs, minibüs ve taksi bekleme alanlarını da bu ada etrafında çözümledik. Bu şekilde hızlı tren ve metro ilişkili olarak alana ulaşan kullanıcılar, parka ya da köprülerle yapıya ve otopark katına ulaşabiliyor.

  1. Aşama jüri raporunda belirtilen hızlı tren ve metro terminal ilişkisi de bu çerçevede iyileştirildi. Düşeyde diğer ulaşım hatlarını terminale bağlayan çekirdek sistemi holler ve galeri sistemleri ile düşeyde hem makine park seviyesine hem de terminal giriş köprüsüne kadar uzanmakta.

Çelik yapı esasen 190160m ebatlarında ve terminal kotunun üstünde asılı duran bir karaktere sahip. Temelde 2020 metre gibi oldukça geniş ve esnek aks aralıklarına sahip. Artı(+) biçimindeki yönsüz kolonlar yine strüktürel esnekliğini kuracak şekilde çelik kiriş sistemleri ile destekleniyor ve muhtelif yapı grupları bu strüktürün içinde kiriş ve kolonlara, bazen askı kolonlarına basmak sureti ile taşıtılıyor. Bu çerçevede daha detaylı bilgiyi pafta ve raporlarda statik çizim ve açıklamalarda bulabilirsiniz.

Bu makine kompaktlığında sistemi kurmak için yapıyı tek büyük bir bodrum ile çözümledik. Bodrum katın güneyinde teknik alanlar, kuzeyindeki öbekte ise otopark yer alıyor. Otobüs otoparkını yapının alt kotundan kurtararak güney yamacında yer altına, gizli şev bölgelerinde konumlandırdık. Söz konusu otopark kotundan terminal kotuna ve yapı içine doğrudan ulaşan çekirdek ve ana taşıyıcı sirkülasyon odakları tasarladık. Terminal kotu yerleşimi ise yarı açık büyük tek bir mekan olarak algılanıyor. Tüm otobüsler ada etrafında tanımlı bölgelere park ediyor. Bu otobüs ile ilişkili mekanı daha kullanılabilir ve anlamlı kılmak için yine park ile fiziki olarak hemzemin ve algısal olarak bütünleştirdik. Hangi bölgede olursanız olun arka fonda yoğun park dokusunu görebiliyor ve ulaşabiliyorsunuz.

Yine 2. Aşama jüri raporunda değinilen terminal kotunun daha verimli, etkin kullanılması konusunu ele aldık. Bu bölgede yapı diline kontrast alçak eğrisel formalardan oluşan yaya harektini yönlendiren yapı damlaları tasarladık. Bu üniteler dinlenme, ikram ve ticari birimler olarak işlevlendi. Yine daha etkin bir zemin kullanım senaryosu üretmek üzere Terminal kotunda yeşil ada alanlarını arttırdık.

Tüm bu işleyişe, mimari fonksiyona ve algı dünyasına, hislere yönelik kurguların yanında görünür algılanır bir makine tasarlamaya da gayret ettik. Otobüslerin karbon salınımını emip değerlendirmek, yatay rüzgar tribünleri, çatıda geri dönüşümlü mekanik sistemler, PV paneller… Tüm bu ögeler ile birlikte yapıyı kurarken bu unsurların görünür olmasını, yapıyı var eden temel unsurlar olarak belirmelerini ve bu sayede görsel ve fiziki bir farkındalığın da parçası olabilme ihtimallerini önemsedik.

Yarışma’nın 2. Aşaması

Yarışmanın 2. Aşamasında temel hedefimiz ilk aşamada giriş yaptığımız yapı yaşantısı, teknik detayları, malzeme seçimleri ve kullanım se- naryoları konularında mümkün olduğunca incelmeye çalışmak yönünde oldu. Özellikle çelik yapı karakteri ve ona bağlı sürdürülebilirlik ilkelerinin nasıl geliştirilebileceğini etüd ettik. Yapının çalışma ve plan prensiplerini tekrar gözden geçirdik .
Bu çerçevede jüriden gelen yorumları ve proje içinde eleştirdiğimiz mevzuları şu çerçevelerde geliştirdik;

-Plan kurgusu ve büyüklükleri tekrar optimize ettik.
-Ana giriş holündeki düşey sirklasyon elemanlarını ve ana galeri pozisyonunu revize ettik
-Terminal kotu program kurgusunu serbest yaya hareketini yönlendirebilecek şekilde daha yoğun, konfor kriterlerini göz önüne alarak tekrar tasarladık.
-Otobüs dik park etmesi için gerekli mesafeleri tekrar değerlendirerek yol manevra alanı ve park alanı arasındaki ölçü ilişkisini yeniden yorumladık.
-Yapı balkon hattı program ilişkini tekrar kurguladık ve bu doğrultu üzerinde batı ve güney cephelerinde hareketli güneş kontrol elemenları tasarladık.
-Tüm park kurgusunu ve ağaç yerleşimini yeniden değerlendirdik ve yerleşimi iyileştirerek malzeme ve detay ilişkisini kurmaya çalıştık.
-Park alanının kullanımı için su depolama ve toplama alanaları tasarladık.
-Çatı güneş kontrol sistemini yenilenen lekeye ve ihtiyaca göre tekrar ele aldık.
-Yapının temel karakterini oluşturan çelik sistemin, detay sistem ve fikirlkeri üzerine statik tasarımcı ekiple çalışarak bir detay ve karakter seti ürettik.

Tüm bu adımların yanında esas niyetimiz makine’nin kendi program yükü ile birlikte, park alanın da dahil olduğu bir yaşantıyı, işleyişi nasıl esnek şekilde kurgulayabileceğine dair önermeleri üretmek oldu.

  • Lokasyonİzmir
  • Proje Tipi Karma
  • İşveren İzmir Büyükşehir Belediyesi
  • Proje Yılı 2020
  • İnşaat Alanı 133.000m²
  • Arsa Alanı 145.000m²
  • Durumu Ulusal Yarışma 2. Ödül

Proje Kitapçığı ve Paftalar:


Proje Ekibi:

  • Ömer Selçuk Baz, Mimar
  • Ece Özdür, Mimar
  • Atakan Koca, Mimar
  • Ahmet Topbaş, İnşaat Mühendisi
  • Pınar Kılıç, Mimar
  • Elif Tuğçe Sarıhan, Mimar
  • Enver Yiğit Doğan, Mimarlık Öğrencisi
  • Serenay Gürkan, Mimarlık Öğrencisi
  • Mehmet Erdönmez, Mimarlık Öğrencisi

Danışmanlar:
Ata Turak
Lebriz Atan Karaatlı

Maket:
Murat Küçük/Atölye K